Bu Blogda Ara

23 Mart 2011 Çarşamba

...........

Hayal kırıklığı var içimde.Bir anda yaşlandığımı hissediyorum.Bir kaç gündür kendimde değilim.Ne yaptım ne oldu ne bitti bilmiyorum.Sanki dünya aleminde değilde bir kabusun içinde dolanıp duruyor gibi hissediyorum.
Benim senden sakladıklarım vardı senin de benden ama hangimizin ki daha ağır basıyor henüz çözmüş değilim.
Korkuyorum eskisi gibi olamamaktan.
Dedim ya sana eskisinden daha çok sarıl bana.Beni bir alışkanlık olarak görme gerçekten sev beni.İşte o zaman ayrılığı konuşmadan yanında kalabilirim.
İçimde büyük bir boşluk var sığdıramıyorum hiçbir şeyi içime atıyorum çıkamıyorum işin içinden.
Kalsam nereye kadar kalabilirim gitsem nereye gidebilirim.
Hayalim mutlu bir hayat sevdiğim erkeğimle mutlu bir yaşam harika bir çocuk vs.
Artık istemiyorum isteyemiyorum...
Kimseye kızgın değilim olamam da kendi yaşamımdan kaynaklanan her zaman karşına çıkabilecek hatalarım bunlar...
Ben rüya alemindeymişim meğerse gerçek dünyaya geri döndüm.
Şuanda ne mutluyum nede mutsuzum sadece bu zamanlarımın çabuk geçip gitmesini ve gerçekten mutlu olduğum anlara geri dönmeyi istiyorum.
Senden tek istediğim beni gerçekten sevmen ve bir şey olduğunda benden kaçmaman...
Seni seviyorum ve hala seninleyim sen de benimle bunun değerini her zaman bilelim sevgilim...

11 Mart 2011 Cuma

Aman hayat ne dertlisin beni de derdinle bitirdin....

Hayatı ne anlatmak yeter, nede yaşamak; kimi zaman geliyor ben neden geldim amacım ne neden burdayım diye kendi içimizde ki şahsa sorar dururuz. İçimde ki ses beni buraya gelme amacımın sadece bu bomboş dünya da yaşamam görmem ve ölmem için geldiğimi söylüyor. Ya sizin?

Bir de şu var evet çocukluğumuz ne iyi ne kötü düşe kalka selvi boylum al yazmalım filmleriyle geçti gayette iyi geçmiş.Ama sonra ne değişiyor da o çocukluk döneminde ki mutluluk büyüdükçe kayboluyor nereye gidiyor o içten gülümsemeler ufacık bir çikolata hediye edildiğinde kocaman bir gülümseme ve tabi ki kocaman bir mutluluk.

Şimdi iş, aile, sevgili, hayat şartları derken zaman hızla akıp gittiğini fark ediyoruz.Peki biz nereye gidiyoruz nedir bu koşuşturmaca.Hiç durup kendi içimizi dinliyor muyuz, aynaya bakıp ben şu anda kimim kim olmalıyım gibi sorular soruyor muyuz.Hayır...

Ben de dahil sormuyoruz bu soruları.Bugün çok çalıştım kendime vakit ayıramayacağım diyip tv başına geçip dizi kolik olarak gün sonunu bitiriyoruz.

Önceden iş yerime servisle gidip geliyordum 3 yıla yakın servis kullandım ve yalan olmasın ama 50'ye yakın kitap bitirmişimdir.

(Tamam itiraf ediyorum biraz da o İstanbul trafik çilesini daha kolay şekilde atlatmak içindir.)

Ama baktım ki bu böyle olmayacak artık bir kitap mağazasına girip 2 torba kitap almış çıkmışım.

Neyse  artık servis kullanmıyorum.Benim için evimin yakınlarına taşındılar kitap okumak yerine her sabah yürüyüş yapıyorum.
Aslında bu iş yeri harbiden beni düşünüyor önce kitap okumak şimdi spor iyiymiş :):)

Yani demek istediğim kendimize biraz vakit ayıralım.
Küçük bir çikolata,şeker,kıyafet beni ve sizi ne mutlu ediyor ise o an.
Hani derler ya spontane  (anlık olaylar) yaşayalım.Yaşayalım da para pul derdi var...

O kadar çalış didin bir mutluluğu kendine çok gör vay be....

Yarın gidip kendimi mutlu edeceğim ve Blazer ceketlerden bir tane alacağım....






Ah şu kadınlar tabiki de ah şu erkekler...

Biz kadınlar ne kadar da şeytanlarız böyle.Bir kadın başka bir kadını neden kıskanır ki ben kıskanıyorum çünkü erkek arkadaşım yanımda iken başka kadınlara bakabilme cesareti gösterebiliyor o zaman suç o kadında mı oluyor bakılacak şekilde giyip yoksa benim erkek arkadaşımda mı suç her gördüğü kadına bakabilecek düzeyde olduğu için.

Evet itiraf ediyorum bende bana bakılmasından memnun olurum ama yanında bir kız arkadaş varsa bu gerçekten yanında ki kişiye hem saygısızlık hemde onur kırıcı.


Eminim ki benim gibi aynı durumda kalan kadınlar vardır. Ne utanç verici değil mi bir de ben bakmadım sadece gözüm başka bir şeye takıldı bilmem ne gibi.

Bazen var ya çekip gidesim geliyor böyle bir durum olduğunda ben gidiyorum canım baktığın hatunla mutluluklar diliyorum desem ne der acaba.

Çok sevdiğim Sisicim anlatmıştı bir avm de kafede otururken çocuk buna dik dik bakıyormuş yanında sevgilisi var bizim çatlak kız gitmiş ne bakıyorsun utanmıyor musun diye ortalığı ateşe vermiş tabi yanında ki kızda ne yapmış tokatlayıp postalamış.

Hayat kadınlar için gerçekten çok zor bir yaşam alanı. Yolda yürüyemezsin, elle taciz, sözle taciz, hele o bakışlar varya insanın kanını dondurur şekilde.

Üzgünüm sevgilim ama içimi dökmem lazımdı. Evet yanımda her baktığın hatun kadar senden uzaklaşma isteğim artıyor. Hatırlarsan söz vermiştin bakmayacağım diye ama eminim ki diğer şeyler gibi unutmuşsundur bunu da..

Kolay işler değil bu işler hem sevgilin için süslen püslen buluşma anı gelsin seni beğensin harikasın süper olmuşsun vs. gibi desin iki dakika sonra yanından geçen başka hatuna gözü kaysın :):) 

Karar verdim benim yanımdan geçen her yakışıklı erkeğe bende bakacağım neden olmasın ki onlar yapabiliyorsa biz neden yapmayalım di mi....

8 MART KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN...
KADININA ŞİDDET UYGULAYAN ERKEK;
ERKEK DEĞİLDİR.


6 Mart 2011 Pazar

Kendimi tarif etmiyorum. Sadece hayata bakış açımı, düşüncelerimi, karmakarışıklığımı içimden atıyorum.

Bu yüzdendir ki farklı bir yola başvurdum.İnsanlar kendileri hep farklı yollarla sergilerler.
Bir resimle, bir tebessümle, bir kahkaha vs. gibi....
Bende kendimi kendimden daha iyi bilecek şekilde yazı ile anlatmak içimdekilerini dökmek.
Belki seninde dökmek istediğin kafa karışıklığı, dert, sıkıntı veya eğlenceli bir anı ile benimle paylaşabilirsin.
Güzin ablalık değil, biraz tecrübe, biraz da hayata farklı bakmanın enterasanlığı :):)